See What I See #8 Taşındım

Bu yaz çalışmadığım zamanlarda tembellikte level atladım. See What I See #8 aylık değil dönemlik bir sürenin özeti olacak yani. Öylesine kendimi hiçbir şey yapmamaya vurduğum, adeta yaz günü yaptığım her bir iş için intikam aldığım zamanlar yaşadım. Sanırım Eylüle kadar da böyle devam edecek. Hatta eski dizileri yeniden izlemeye başladım. Çocuklar Duymasının 2003’teki bölümlerinden bir başladım şimdi 2010’da yayınlanmaya başlayan bölümlerine kadar geldim. 2010’daki bölümleri ben izlememiştim o zamanlar. Şimdi hepsini izliyorum Youtube’tan.

Çalıştığım zamanlar ise İstanbul’la aramı iyice açtı. Yazları İstanbul’da bulunmaya katlanamıyorum artık. Ancak yine de tüm yazı İstanbul’da geçirmek zorunda kaldım. İstanbul’da yaz ve trafik artık benim en çekilmez bulduğum ikili oldu. Gerçi hiçbir durumda İstanbul’un trafğini çekemiyorum, o ayrı bir konu. Ancak bu yaz boyunca her seferinde en az 2 buçuk saat gidiş bir o kadar da dönüş için harcadığım zaman, İstanbul için içimde olan son sevgiyi(!) de yok etti. Kısacası çok alıp veremediğim var bu şehirle..

Yoğun bir şekilde evde de işler yaptığım bir yaz oldu. Özellikle Haziran ayında. Deli gibi çeviri, deli gibi metin yazarlığı yaptım.

Yüksek lisans için ise bitse de gisek modundayım. Akademik hayatın yazlarımı esir almasına daha ne kadar katlanabileceğimi bilmiyorum. Türkiye’deki akademik hayatın böylesine saçma işlemesine de ne kadar katlanacağımı gerçekten bilemiyorum. Akademisyenlerin de, profundan stajyerine kadar, böylesine saçma olmasına, en acısının da bunun gittiğim hiçbir yerde değiştiğini görmediğime daha ne kadar tahammül ederim bilemiyorum. En kötüsünün de Türkiye’nin en iyi üniversiteleri olarak bilinen üniversitelerdeki akademik hayatın ve bilhassa da akademisyenlerin böylesine berbat olması ve insanların bu üniversiteleri iyi bir şey sanmaları bana şaşırtıcı geliyor. Buna özelleri dahil etmiyorum. Çünkü Türkiye’de gerçekten çok iyi ve kaliteli bilimsel çalışmaların yapıldığı özel üniversiteler var ancak 1 tane bile devlet üniversitesi yok. Belki bunlar her alan için geçerli değildir. Ancak benim alanımda bu iş %100 böyle. Moleküler Biyoloji ve Genetik alanında devlet üniversitelerinde yapılan tüm araştırmalar, bu alandaki akademisyenler ve onların yetersizlikleri maalesef Türkiye’nin 5. dereceden kanayan yarası. Bu bölümü okumuş biri olarak ve çok fazla soru almamdan dolayı ileriki zamanlarda Moleküler Biyoloji ve Genetik okumakla ilgili bir yazı paylaşmayı da düşünüyorum.

Haziran ayına da sunum telaşıyla girdim. 2 Haziran’da üniversitede sunumum vardı. Gayet iyi geçti. Aynı zamanda uzun zamandır görüşemediğim 2 arkadaşımla da görüşebildim o gün. Haziran ayım bunun dışında Ramazan ve çevirilerle geçti. 24 Haziranda sonunda uzun zamandır yapmak istediğim ancak sürekli ertelediğim bir şeyi gerçekleştirdim. Sonunda mervedemisken.com‘u aldım, kendi sitemi kurdum ve diğer wordpress.com’daki tüm yazılarımı bir bir buraya taşıdım. See What I See #8 bu nedenle çok uzun aradan sonra gelebildi. Sitenin tüm kurumunu, eklentilerini, kısaca her şeyini kendim yaptım. Bunun nasıl yapıldığını çok iyi anlatan bloglar var. Bunu uzman kişilere de yaptıranlar var. Ancak kendi yapabildiğim ve para harcamak istemediğim bu tür işleri hep kendim yapmaya çalışırım. Biraz zor ve uğraştırıcı olur ancak yine de kendim yapmayı tercih ederim.

Bunun dışında 2017 Haziranını asla unutamayacağım bir olayla bitirmiş oldum. Ben hayatımda ilk defa değer verdiğim bir insanı kaybettim. Babaannemi..

Temmuz biraz koşuşturmacalıydı. Çapa ve Cerrahpaşa arasında gidip gidip durdum. Günlük 15 km yürüdüğüm zamanlar olmuş. Yüksek lisans bitmeden ben bitmem umarım. Bunun dışında kimlikleri ve ehliyetleri yenilemek için de koşturup durduk. Ağustosun başı da öyle geçti. Ancak şu son iki haftadır biraz rahatım.

Tüm yazım böyle geçti. Son iki senedir Ağustosun bu zamanlarında yurtdışındaydım. İki senedir ilk defa Eylülde İstanbul’da olacağım. Bunun için hiç heyecanlanmıyorum. Zira İstanbul’un soğuğu benim korkulu rüyam. İstanbul yerine yine İngiltere’de olmayı tercih ederdim. Geçen sene ve ondan önceki sene biri lisansta diğeri masterda olmak üzere İngiltere’de iki defa Erasmus stajı yaptım. Bu nedenle İngiltere’deydim.

Son 36 gündür düzenli bir şekilde yaptığım bir şey var. Benim için en zor şeylerden biri bir işi düzenli bi şekilde yapmak. Kararlı bir şekilde başlasam da devam ettirmede sorun yaşıyorum hep. Ancak bu sefer baya iyi gidiyorum. Duolingo adında bir uygulamayla Almanca çalışıyorum. Bunu daha önce de burada anlatmıştım. Yine Şubatın başında İngiltere’deyken bu uygulama ile Almanca çalışmaya başlamış 35-40 günlük çalışmanın ardından Türkiye’ye dönünce bırakıvermiştim. Her ne kadar tekrar başlamaya heveslensem de arada Temmuza kadar başlayamadım. Ben bir dilin interaktif bir şekilde öğrenilmesi gerektiğini düşünüyorum. Zira ifadelerin telaffuzunu öğrenmek başka türlü mümkün olmayacaktır. Zaten belli bir seviye Almancam da olduğu için şimdilik uygulama benim için gayet iyi gidiyor. Ancak daha da ilerletmek istiyorsam bu uygulamanın dışında takviye yapmam gerektiğini de biliyorum. Aklımda bir şeyler var ama zaman ne gösterir bilemiyorum. Neyi biliyorum ki zaten..

See What I See #8 böyle geç yazdığım bir post oldu ancak artık düzenli bir şekilde paylaşım yapmayı istiyorum. Kendim için bir challenge olacak. Yapabilirim umarım.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir