MBG Okumak İsteyenlerin Aklındaki Deli Sorular #2

Bu blogda önceden yayınladığım Moleküler Biyoloji ve Genetik Okumak ile ilgili yazdığım bir hayli ayrıntılı yazı sonrasında blog, instagram ve mail üzerinden yüzlerce soru almaya başladığım için genel olarak bana sorulan soruları ve verdiğim cevapları böyle bir başlık altında toplamaya karar verdim. Zira çoğunlukla aynı sorulara da cevap veridiğim oluyor sürekli. Aynı zamanda vereceğim cevaplar bir başkasına da böylelikle faydalı olabilir diye düşündüm. MBG okumayı düşünenler için yazdığım yazının ilkini buradan okuyabilirsiniz.

Eğer bu bölümü düşünüyorsanız;

1. MBG tercih etmek istiyorum amacım araştırma yapmak. Yüksek lisans + doktora vs. 10 yılı buluyor diye okudum bazı yerlerde ne kadar doğru acaba? O kadar yıl kaybetmek istemiyorum açıkçası.

MBG bir temel bilim. Bölümün amacı bilimsel araştırma yapmak. MBG bölümünden mezun olduktan sonra bilimsel araştırmaya yüksek lisans ve doktorayla devam ediliyor. Yani bölüm sonrası araştırmaya devam etmek demek yüksek lisans ve doktora yapmak demek. Yani siz bölüm sonrası araştırma yapmayı nasıl düşünüyorsunuz yüksek ve doktora yapmadan?

Bir eğitim fakültesinin bir öğretmenlik bölümünden mezun olan biri öğretmen oluyor ve yapacağı iş belli: Öğretmenlik. Atanıyor ve mezun olduktan sonra öğretmenlik yaparak çalışmaya başlıyor değil mi? Ancak MBG gibi bir temel bilim bölümünden mezun olan kişi için böyle bir durum söz konusu değil. Bir moleküler biyoloğun yukarıda verdiğim öğretmenlik örneğindeki gibi yapacağı iş, çalışacağı yer, alacağı maaş öyle belli değil. Her öğrenci kendi belirliyor yöneleceği alanı. Atanma ve işinin kesinliği gibi şeyler söz konusu değil. Bölümün temel mentalitesi olan araştırma yapmak demek yüksek lisans yapmak demek. Yüksek lisans 2 yıl, doktora ise 4 yıl sürüyor Türkiye’de. Ancak daha da uzayabiliyor bu süreler. Evet kısacası 10 yılı bulabiliyor. Ama bu zaten 10 yıl boyunca bir şey yapılmayacak olması demek değil. Bu sürede ne kadar para kazanılacağı belli olmamakla birlikte bilimsel projeler yaparken bu projelerden maaş alma durumunuz olabiliyor. Doktora sırasında kadroya girerseniz maaş alıyorsunuz ama kadroya girmek de kesin değil. Yüksek lisans ve doktora, MGB gibi geniş kapsamlı bir bölümden bir alan seçerek o alanda uzmanlaşmanızı sağlayacak hem eğitim hem de araştırma dönemi. Yüksek lisansın ilk yılı ders ikinci yılı tez dönemidir ve bir bilimsel çalışma yaparak tez yazılıyor. Doktorada ise ilk iki yıl yine ders dönemi ancak ilk yıllardan itibaren bilimsel projeler yapılmaya başlanıyor. Ders döneminden sonra yeterlilik sınavına girip uzmanlaşılan alanda yeterli olup olunmadığı ölçülüyor. Bu yeterlilik geçilirse tez yazılıyor ve bu tez yüksek lisans tezinden daha kapsamlı ve uzun bir çalışma oluyor. Bu süre içerisinde araştırma görevlisi de olunabilir ancak her doktora öğrencisi olacak diye bir durum yok.

Bu alanda şu maaşı alırsınız diye kesin bir şey söylemek mümkün değil. Ne bir tıp gibi ya da bir öğretmenlik gibi mezun olduktan sonra yapacağınız iş tam anlamıyla belli değil. Bunu siz belirliyorsunuz. Belki lisans süresince bir projede yer alır burslu asistan olarak para kazanabilirsiniz. Yalnız bu düşük bir ihtimal. Mezun olduktan sonra yüksek lisans yapmayı düşünürseniz yine yaptığınız projeden çalıştığınız hocaya bağlı olarak bir miktar para almanız mümkünken hiç para almamanız da ihtimaller dahilinde. Yani para konusu biraz muamma bu bölümde. Tecrübelerinize bağlı biraz da. Eğer ilaç sektöründe, hastanelerde, genetik tanı merkezlerinde yüksek lisans gerektirmeyen iş bulabilirseniz mezun olur olmaz para kazanabilirsiniz. Ancak alacağınız ücret her alana göre değişiklik gösterecektir. Yüksek lisanstan sonra doktora yapmak isterseniz araştırma görevlisi olarak çalıştığınız ünversitede kalabilmeniz mümkün. Bu sayede düzenli bir maaşa sahip olabilirsiniz.

2. Post doktora denilen şey nedir? Kesinlikle gerekli diyebilir miyiz?

Postdoktora, yani post doctoral research, doktora sonrası araştırma yapmak demek. Yurtdışında senelerdir var olan, doktora sonrası araştırma anlamına gelen bir çalışma alanı. Türkiye’de çok yaygın değil. Özel üniversitelerde 4-5 yıldır olan bir şey ancak devlette belki 2-3 yıldır olan bir pozisyon diye biliyorum. Türkiye’de şöyle bir sistem işliyor. Bilimsel çalışma ile akademisyenlik aynı anda götürülüyor. Yani bilimsel çalışmasını yapan hoca (doktora sırasında veya sonraki aşamada) aynı zamanda ders vermek, sonrasında da yardımcı doçent, doçent ve profesör diye ilerlemek zorunda. Amerika’daki sistem ile aynı. Ancak Avrupa’da ve Amerika’da çok yaygın olan bir postdoc pozisyonu var. Postdoclar yalnızca labda bir proje kapsamında bilimsel araştırmalarını yapan kişiler. Ders verme durumları yok (isterlerse belli bir zamandan sonra verebiliyorlar). Bir lab grubu yüksek lisans, doktora, postdoc ve teknisyenleren oluşuyor. Bunların en başında bir group leader (profesor) bulunuyor. Postdoclar yalnızca labda kendi projeleri kapsamında bilimsel araştırmalarını yapan kişiler. Bir de bunların dışında Principal Investigator (PI) denilen üniversitelerde ders veren ve danışman olabilen kişiler olabiliyor. Eğer akademik ilerlemek istemeyip sadece bilimsel çalışma yapmak isteniliyorsa postdoc inanılmaz güzel bir pozisyon. Postdoc proje kapsamında ilerliyor. 2-3-4 yıllık ya da daha fazla olabiliyor bir postdocun çalışma süresi. Birden fazla postdoc yapılabiliyor. Mesela Sabancı ve Koç gibi üniversitelerde çalışan bir sürü postdoc var. Dediğim gibi Türkiye’de daha yeni yeni yaygınlaşmaya başladı. Tamamen tercih meselesi. Ama çok çok güzel bir pozisyon yalnızca bilimsel araştırma yapmak isteyenler için.

3. Biyomedikal mühendisliği okuyan biriri MBG’nin çalışma alanlarına acaba yönelebilir mi? Çok kararsız kaldım bölümler arasında.

Evet tabi ki yönelebiliyor. Moleküler Biyoloji ve Genetik, Biyoloji, Genetik ve Biyomühendislik, Biyomühendislik, Biyomedikal Mühendisliği, Biyoteknoloji, ve hatta Kimya bölümlerinden mezun olanların hepsi bu alanlara ilerlemeyi tercih edebilir. Ancak lisanstan sonra bu alana yönelik yüksek lisans yapılması gerekiyor. Gerçi bu saydığım tüm bölümler için yüksek lisansın şart olduğunu söyleyebilirim.

Ancak her ne kadar biyomedikal müh. mezun olup yazımda bahsettiğim temel bilim araştırma alanlarına yönelen tek tük kişi olsa da (gerçekten çok fazla yok) genellikle öğrencilerin yönelimlerinin biyomedikal alanında olduğunu görüyorum. Çünkü her farklı lisans eğitimi öğrencilere farklı bakış açısı kazandırıyor. Mesela bu bölümden mezun olan biri için moleküler kanser çalışmalarından ziyede tissue engineering daha tercih edilebilir bir alan oluyor. Yani biyomedikal mühendisliği okursanız bu alanlarda yapılan moleküler çalışmalar dikkatinizi çekmeyebilir. Ancak bu alanlarda (kanser, neuroscience vb.) yapılan biyomedikal çalışmalar ilginizi çekebilir ve onlara yönelmek isteyebilirsiniz.

Size tavsiyem öncelikle iki bölümün de ders programlarını incelemeniz ve hangi alanların daha çok ilginizi çektiğine karar vermeniz olacaktır. Bence yalnızca bölüm derslerine bakmanız bile kafanızdaki bir çok soru işaretini azaltacak. Daha sonra iki bölümün çalışma alanlarını araştırabilirsiniz. Üniversitelerin ilgili bölümlerinin websitelerinde genellikle o bölümlerden mezun olan öğrencilerin hangi alanlarda çalışabileceklerini paylaştıklarını göreceksiz. Bu şekilde kapsamlı bir araştırma yapmanız karar vermenize yardımcı olabilir diye düşünüyorum.

4. Biyoloji ve MBG’nin arasındaki fark nelerdir?

MBG, biyolojinin bir alt dalıdır. Yani Biyoloji MBG’yi kapsar. Derslerini de kapsar. Üniversitelerin bu bölümlerinin ders programlarına bakarsanız zaten çoğu derslerin benzer olduğunu göreceksiniz. MBG, genel biyolojinin dışında moleküler biyoloji temelli dersleri içerir. Biyoloji de bazı moleküler biyoloji temelli olmayan bazı dersler içerir. Botanik gibi. Ama genellikle MBG’de olan dersleri farklı adlarda da olsa kapsayan derler vardır biyoloji bölümünde.

Günümüzde MBG bölümünün sayıyısının inanılmaz arttığını görüyoruz. Neredeyse her üniversitede açılmaya başladı. Özel üniversitelerde de devlette de aslında öğrenci çekmek için bir yol MBG bölümü açmak. Çok fazla tercih eden öğrenci var nedense MBG’yi ve her yıl bu sayı artıyor. Ancak biyoloji bölümü MBG’nin popülerliğini yakalayamadı. Bazı üniversiteler MBG’nin popüler olduğunu anlayıp daha fazla öğrenci secmek için Biyoloji bölümlerini iki üç ders değiştirerek MBG yapıyorlar. Ve hatta başarıyorlar öğrenci çekmeyi.

İşin lisanstan sonrasında da bulunan biri olarak şunu söyleyebilirim ki çoğu lablarda MBG mezunlarından daha çok sayıda Biyoloji mezunları çalışıyor. Her iki bölümden mezun olan kişiler aynı alanlarda çalışabiliyor çünkü. Biyoloji bölümünden mezun olan biri ile MBG’den mezun olan birinin çalışma alanları arasında hiçbir farkı yok. Çünkü bu iki bölümde de olay lisanta sadece teorik derser dinleyerek bitmiyor. Mesele staj yaparak lab tekniklerini öğrenmek. Her iki bölümden mezun olanlar aynı lablarda aynı teknikleri öğreniyorlar ve çalışıyorlar.

Biyolojinin bir avantajı var MBG’ye göre çalışma alanı açısından. Biyoloji mezunları hastanelerde biyolog olarak çalışabiliyor. Hatta sanırım KPSS’ye girip atanabiliyorlar. MBG okuyanların böyle bir imkanı yoktu en son bildiğim kadarıyla. Böyle bir işi düşünmediğim için araştırmadım, çünkü bu tür şeyler değişebiliyor Türkiye’de. Bir de Biyoloji mezunları formasyon alarak öğretmen olailiyorlar. MBG için yine böyle bir durum söz konusu değil diye biliyorum.

5. Moleküler Biyoloji ve Genetik ile Genetik ve Biyomühendislik arasından nasıl bir farklılık var? Hangisine yönelmeliyim?

Öncelikle bu iki bölüm arasındaki en büyük farklılık ikisinin farklı fakültelerde bulunuyor olması. Genetik ve Biyomühendislik, Mühendislik Fakültesinde, MBG ise Fen-Edebiyat Fakültesinde bulunuyor. Bu temel farklılık iki bölümün diğer tüm farklılıklarının temel sebebidir.

Genetik ve biyomühendislik baya yeni bir bölüm diyebiliriz. Daha 3-4 yıl öncesine kadar 2 üniversitede falan vardı. Şimdi yeni yeni sayısı artmaya başladı. Üniversiteden üniversiteye içeriği de çok değişen bir bölüm. Üniversiteler de bu bölümün içeriğini bünyelerinde bulunan hocaların alanlarına göre ayarlıyorlar. Mühendislik fakültesinde olduğu için MBG’ye göre matematik ve fizik ağırlıklı derslerin yoğunlukta olduğu bir bölüm. Klasik biyomühendislik bölümüne genetik derslerinin serpiştirildiğini de düşünebirsiniz. Bu matematik ve fizik derslerinden kastettiklerim mesela biyotermodinamik, biyodinamik, biyometaryel vb. gibi dersler. Biyo eklenmiş bu derslerin başına ama aslında ağır fizik dersleri bunlar. Diferansiyel denklemler, nümerik analiz, matlab ve maple gibi ileri matematik dersleri de bulunabiliyor. Bunların yanında genetik dersleri gerçekten az bana kalırsa. Tabi yoğunlukları üniden üniye değişiyor dediğim gibi. Hücre biyolojisi, moleküler biyoloji, fizyoloji gibi genetiğe bağlı dersler de var. Ve bunların laboratuvarları da bulunuyor. Moleküler biyoloji ve genetik bölümünde ise tamamen moleküler biyoloji, genetik, hücre biyolojisi, biyoinformatik, moleküler genetik, fizyoloji, mikrobiyoloji, immünoloji ağırlıklı dersleri ve lablarını alıyorsunuz.

Genetik ve biyomühendislik bölümden mezun olunca genellikle biyomedikal veya biyomühendislik alanında ilerliyor öğrenciler. Bu bölümden mezun olduktan sonra biyoteknoloji, moleküler biyoloji, biyomedikal, biyomühendislik, hatta makine mühendisliği, elektrik elektronik alanında bile ilerleyebilirsiniz. Ancak hangi alana yönelirseniz o alana yönelik bir yüksek lisans yapmak gerekiyor. Söylediğim gibi MBG ile ortak çalışma alanları da var ancak genetik ve biyomühendislik bölümü daha çok biyomühendis yetiştiriyor. Ya da öğrenciler o kadar ileri matematik ve fizik temelli dersleri alınca ister istemez biyomühendis olmak istiyorlar.

Bir de yıllardır ortada dönen genetik mühendisiliği diye bir terim var. Ona da bir açıklık getirmek istiyorum. Genetik mühendisliği, genetik ve biyomühendislik bölümünden mezun olup moleküler biyoloji ve genetik alanına yönelen kişilerin alabileceği bir unvan, ancak adının, mühendislik fakültesinden mezun olmalarından ötürü o şekilde söylenmesinden kaynaklanan bir meslek olduğunu söyleyebiliriz. Aslında yaptıkları bir moleküler biyoloğun yaptığıyla aynı. Genetik mühendisliği teknikleri dediğimiz teknikler biyoloji, moleküler biyoloji ve genetik, genetik ve biyomühendislik bölümlerinin hepsinde öğretilen teknikler. Genetik mühendisi olmak istiyorsanız, yani olayın genetik kısmına yönelmek istiyorsanız moleküler biyoloji ve genetik okumak daha mantıklı. Çünkü genetik ve biyomühenslik okuyup ağır fizik matematik dersleriyle uğraşıp sonunda yine bir moleküler biyoloji ve genetikten mezun olan birinin yaptığı işe yönelmek daha zor. Ki MBG’den mezun olan birinin bildiği kadar bile genetik mühendisliği tekniklerini biliyor olmayacaksınız Genetik ve biyomühendislik bölümden mezun olursanız ya da onlar kadar pratiğiniz olmayacak genetik ve biyomühendislik bölümünü okursanız.

Moleküler Biyoloji ve Genetik
Moleküler Biyoloji ve Genetik

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir