London Eye

Akademi ve İngilizce

Akademi ve İngilizce hakkında son zamanlarda çok fazla soru almaya başladığım için bu konu ile ilgili bir yazı paylaşmak istedim. Özellikle Moleküler Biyoloji ve Genetik bölümünü seçmeyi düşünenlerin en çok aklını karıştıran bir konu İngilizce.

Ayrıca eğer MBG bölümünde okumayı düşünüyorsanız veya okuyorsanız şu yazılarıma da bir göz atabilirsiniz;

  • Bu bölümü okuyanlar için ekstra önemli olduğunu düşündüğüm için Erasmus Yapmak İçin 10 Sebep adlı yazımı, Erasmus hakkındaki düşüncelerimi öğrenmek için okuyabilirsiniz. Çünkü sık sık söylediğim gibi MBG okuyan biri için yurtdışı her zaman söz konusu olacak.

Akademi ve İngilizce ilişkisi nedir?

İngilizce bilmenin bir gereklilik olduğunu belirtiyorum MBG ile ilgili her yazımda. Burada biraz daha ayrıntıya girerek bu ihtiyacın hangi sebepten kaynaklandığını belirtmek istiyorum.

Bu konuyu daha iyi anlamak için bilim yapmanın tam olarak ne demek olduğunu bilmeniz gerekiyor. MBG okuyan ya da okumak isteyen herkesin öncelikle bilmesi gereken şey budur aslında.

Bilim yapmak;

İlgili konu hakkında tüm literatürlerin (yayınlanmış makaleler) araştırılması ile başlar. Bu araştırmalar neticesinde bir hipotez ve proje oluşturulur. Buna göre bir deney düzeneği kurulur.

Tüm dünya genelinde bilimsel makalelerin yazılmasında kullanılan en yaygın dil ise İngilizcedir. İngilizce’den sonra da en fazla yayının olduğu dil Almanca. Bunun dışında bir çok ülke kendi yaptığı bilimsel çalışmayı kendi dilinde yayınlıyor tabi. Türkçe, İspanyolca, Fransızca, Farsça, Çince, Japonca gibi. Ancak bu ülkeler kendi dillerinde yayınladıkları makalelerin yanında, yaptıkları çalışmaların çoğunlukla İngilizce yayınlarını da yapıyorlar. Ki özellikle çok iyi bir çalışmaysa kesinlikle iyi bir dergide ve İngilizce bir şekilde yayınlanmaya çalışılıyor makaleler. Türkiye’de de bu şekilde.

Uzun lafın kısası bilimsel bir çalışma yaparken okumanız gereken makalelerin %99’u İngilizce olacak. Makale okumak da bilimsel çalışmanın temelini oluşturuyor. Yani akademik alanda çalışan bir bilim insanı, yaptığı işin her aşamasında makale okuyacak, bilmediği bir konuyu araştıracak ve bunları yaparken bulabileceği kaynakların %90’dan fazlası İngilizce olacak. Kısacası,

Bilim dili İngilizce.

Bu demek oluyor ki;

Bir bilim insanı bir bilgiyi İngilizce araştırabilecek bir İngilizce bilgisine sahip olmalı. Bulduğu bilgiyi, makaleyi okuduğunda o makalenin ya da bilginin aradığı bilgi olup olmadığını anlayabilecek kadar İngilizce bilmeli. Eğer okuduğunu anlayamazsa ya yanlış bilgiyi alır ya da doğru bilgiyi yanlış bir şekilde yorumlar ve çalışmasını doğru olmayan temeller üzerine kurar.

Okuyup anlama ve proje oluşturma dışında bir de bu işin yazma kısmı var. Okuyup anlama ve daha sonrasında gerektiğinde rapor ya da makale yazabilecek bir dil yeteneğine sahip olmak zorunda bir akademisyen ayrıca. İyi bir çalışma yaptıktan sonra bunu İngilizce olarak yayına dökemeyen bir akademisyenin her anlamda çok zorlanacağını söyleyebilirim.

Yani kendi çalışmasını yazamayan, yayına dökemeyen yetersiz bir akademisyen olmak istemiyorsanız İngiizce’yi öğrenmek zorundasınız.

Sonuç olarak şöyle söyleyebilirim ki fizik, kimya, biyoloji gibi tüm temel bilim alanlarında çalışan bir akademisyenin akademik anlamda İngilizce biliyor olması zorunlu.

Akademi ve İngilizce yeterlilik

Akademik hayatta aktif olarak İngilizce kullanma durumunun yanı sıra akademik hayata girebilmek için de belli seviyede bir İngilizce bilgisine sahip olduğunuzu kanıtlamanız gerekiyor. Yüksek lisans ve doktora başvurularında mutlaka bir dil yeterliliği istiyorlar. Türkiye’de YDS gibi yerel yapılan dil sınavları olduğu gibi bazı üniversiteler TOEFL ya da IELTS de kabul edebiliyor. Bu sınavların ayrıntısına ya da istenilen puana değinmeyeceğim, bu bilgileri zaten başvuru yapmak istediğinz üniversitelerin web sitelerinden öğrenebilirsiniz. Anlatmak istediğim İngilizce öğrenmeyi erteleseniz veya ihmal etseniz dahi bir şekilde İngilizce seviyenizi sınavla ispatlamak zorunda kalacaksınız akademik hayata girmek istiyorsanız.

Tüm bu nedenlerden dolayı MBG veya benzeri bir bilim dalında ilerleyip akademik hayata girmek istiyorsanız daha lisans yıllarınızdan İngilizcenizi geliştirmeye başlamalı ve etkin bir şekilde dili kullanma becerisine sahip olmaya çalışmalısınız. Hatta ben, bilim dallarının mümkünse İngilizce eğitim veren bölümlerde/üniversitelerde okunmasını tavsiye ediyorum. Çünkü dile bilimsel anlamda bu sayede daha lisanstayken aşina olmaya başlayabilirsiniz.

Akademi ve İngilizce hakkında aklıma gelenler ve anlatmak istediklerim şimdilik bu kadar. Aklınıza takılan bir soru olursa sormaktan çekinmeyin. Ayrıca bu alana ilginiz varsa Moleküler Biyoloji ve Genetik ile ilgili yazdığım diğer yazıları da okuyabilirsiniz.

akademi ve ingilizce

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir