İstanbul Trafiğinde Verimli Kalabilme Rehberi

Sabah verimli olma, akşam verimli olma, okulda/işte verimli olma, hafta sonu verimli olma… Bütün bunlar bitti şimdi bir de İstanbul trafiğinde verimli olma nereden çıktı diye düşünüyor olabilirsiniz. Üstelik; İstanbul’da yoldayken, metrobüste tutunacak yeri dahi zar zor bulmuşken düşünebileceğim en son şey ‘verimlilik’ diyor da olabilirsiniz. Haklısınız. Ancak bu şartlar altında geçen bir yolculuk ve her gün bu yolculuk için harcanan saatler hali hazırda zaten hayatımızdan bir şeyler götürüyor. Yani biz bu zamanı kazanmak için bir şey yapmasak dahi bu zaman bize kaybettiriyor. Bence, İstanbul trafiğinde her gün saatlerini geçiren her insan eminim “kaybettiriyor” derken nasıl bir şeyden bahsettiğimi hemen anlamıştır. Bu açıdan baktığımda en azından bu kayıbı telafi etmenin bir yolunu bulmak zorunda hissediyorum kendimi.

Benim için oldukça uzun sayılabilecek bir süre kadar İstanbul’da yaşadıktan sonra sadece son bir buçuk yıldır İstanbul trafiğini gerçekten yaşamaya başlayan biri olarak bu rehberi yazmak boynumun borcu oldu. Kendimin de dahil olduğu her gün en az 8-10 milyon insanın en küçük ihtimallerle en az 2 şer saat, çoğunlukla çok daha fazla vakit geçirdiği İstanbul trafiğinde böyle bir arayışa girmek bence en az diğerleri kadar gerekli geliyor bana. 

Yirmi milyona yakın (bence bu bir çılgınlık!) İstanbul nüfusunun en az yarısı (en iyimser ihtimalle) İstanbul trafiğini haftanın en az beş günü hatta bazen her günü çekmek zorunda kalıyor. Maalesef bu trafiği çözebilmemiz, herhangi birimiz için, şu an için imkansız. Zaten görüşüşe bakılırsa bu, şu an çözmek isteyebileceğimiz en son derdimiz olabilir. Çoğunluğumuz bu durumu hayatının bir parçası gibi kabullenmiş durumda.

Bu konuyu düşündükçe aklımda uçuşan; geçen ömür, otomatikleşen hayatlar, hayallerden uzaklaştıran işler, özgürlüğü kısıtlayan sistemler ve ne olduğunu dahi anlamadan yaşayan insanlar konularını bir kenara bırakarak İstanbul trafiğinde nasıl verimli kalabileceğinize dair tavsiyelerimi vermeye başlıyorum.

1- E-kitap Okuma / Dinleme

Yaklaşık 1.5 yıl önce okuduğum kitapları e-kitap formatında okuyabilmek ve dinleyebilmek için bir arayışa girdim. Bunun sebebi ise yolda çok fazla zaman geçiriyor olmakla birlikte bu harcadığım zamanı değerlendireceğim aktivitelerin mümkün olduğunca ‘duyma’ duyuma hitap eden şeylerden seçmem gerektiğiydi.

Çok uzun zamandır yollarda vakit geçirmiş ve çok fazla denemiş olmama rağmen yolculuk sırasında fiziksel olarak bir şeyle meşgul olmak ve ‘görme’ duyumu odaklayarak bir şey yapmak benim için çok mümkün olmadı hiçbir zaman. Ne zaman yanımda taşıdığım bir kitabı seyahat ettiğim aracın içinde açıp okumaya kalksam inanılmaz bir mide bulantısı yaşıyorum. Aynı şey telefondan veya başka herhangi bir aletten bir şeyler okumaya kalktığım zaman da hep başıma geliyor. Dolayısıyla yolculuk sırasında okuyarak değil ancak dinleyerek vaktimi verimli geçirmemi sağlayacak bir şeyler bulmalıydım.

Böyle bir arayışa geçtiğim zamanlarda bir kaç farklı platformda karşıma çıkan bir mobil uygulama özellikle çok dikkatimi çekti. Uygulamanın ismi Audible. Zengin bir kütüphanesi olan ve kitapları sesli dinlemeni sağlayan çok başarılı bir uygulama ve kesinlikle tavsiye ederim. Uygulamayı denemek için indirip bir kaç kitabı deneme sürümünün izin verdiği ölçüde biraz dinledim.

Uygulamayı incelerken dikkatimi çeken ve kafamda adeta şimşekler çaktıran bir şeye denk geldim; Audible uygulamasının sloganı;

Listening is new reading!

Kendi sesli kitap okuma uygulamamı hiçbir ücret ödemeden kendim oluşturabileceğimi farketmiştim. Apple telefon ve tabletlerde “speak screen” isminde, ekranınızda o an ne varsa sesli bir şekilde okuyan bir asistan var. Okuyan kişiyi dahi siz seçebiliyorsunuz. Okuma hızını kendi istediğiniz hızda ayarlayabiliyorsunuz. Böylece telefonumda iBooks klasörümde yer alan e-kitapları rahatlıkla dinleyebilecektim.

Zaten bir süredir e-kitap kaynağım vardı. Yine bir tesadüf sonucu rast geldiğim Hattusa.org sayfası sayesinde e-kitapları ücrestsiz bir şekilde ve e-kitap formatı olan e-pub formatında temin etmiştim. Her ay 5 tane ücretsiz e-kitap indirmenize olanak sağlayan ve oldukça geniş bir kitap kaynağına sahip olan Hattusa.org sayfasını e-kitap edinmek isteyenlere tavsiye ederim.

Son bir buçuk yıldır uyguladığım ve kesinlikle tavsiye ettiğim bir şey bu. Yolda geçirdiğim zamanın büyük bir kısmında e-kitap dinliyorum. Dinlerken istersem ve şartlarım da uygunsa bazen okuyorum. Altını çizmek istediğim yerlerin altını da çiziyorum. iBooks çok başarılı bulduğum, e-kitap okumayı zevkli kılacak bir çok özelliğe sahip bir uygulama.

Böylelikle sadece bu senenin başından beri bitirdiğim kitap sayısı 50’ye yaklaştı. Normalde fiziksel olarak okumaya fırsat bulamadığım bir çok kitabı da bitirmiş oldum. Benim için tek kelimeyle harika bir deneyim oldu ve inanılmaz sevdim.

Bunun yanında “Bir kitabı dinlemek hiç okumak gibi olur mu?” diye soruyor olabilirsiniz. Bence oluyor. Okurken mutlaka takip ettiğiniz aktiviteleri, dinlerken de uygularsanız aynı verimi alabilirsiniz. Mesela önemli bulduğunuz yerlerin altını çizmek gibi.

Ben iPhone kullandığım için ve apple ürünleriyle birlikte gelen, indirmek zorunda kalmadığım uygulamalar sayesinde kolaylıkla uyguladığım bir aktivite e-kitap dinlemek. Ancak siz android yazılımlı bir telefon veya tablet kullanıyorsanız ‘speak screen’ özelliği bildiğim kadarıyla telefonla gelen bir özellik değil ancak kolaylıkla ücretsiz bir şekilde indirip kullanabileceğiniz bir kaç uygulama mevcut. Aynı şekilde iBooks da ios yazılımıyla birlikte gelen ve e-kitapları bulundurmak için telefonumda var olan bir uygulamaydı. Ancak yine android kullanlar için ücretsiz, telefonlarına indirebilecekleri uygulamalar var. Sizin için en uygununu biraz inceledikten sonra seçebilirsiniz.

2- Podcast Dinlemek

İos yazılımıyla gelen bir diğer uygulama ise Podcasts uygulamasıydı ve telefonumda uzun bir süre boş boş durmasına rağmen ben hiç kullanmamıştım. Ta ki o bir buçuk sene önceki arayış zamanlarıma kadar. Yolda geçirdiğim vakti daha verimli kılmak adına arayışa girdiğimde keşfettiğim bir şey oldu podcastler.

Bir çok konuda ilham alacağınız, yeni şeyler öğrenebileceğiniz, ufkunuzu genişletecek, çok önemli ve faydalı bir şey podcast dinlemek. Benim için en güzel yanlarından birisi ise tamamen ücretsiz olmasıydı. Binlerce podcast arasından istediğinizi yol boyunca dinleyip vaktinizi gerçekten verimli bir şekilde geçirebilirsiniz. Bu podcast’ler öyle böyle değil size inanılmaz fayda sağlayacak konuşmalar. Esasen sadece yolda değil, ayrıca vakit ayırıp faydalanacağınız bir şey de olabilir.

Podcastlerle ilgili en sevdiğim şeylerden biri de dinlediğim konuşmaların hızını istediğim hızda ayarlıyabiliyor olmam. Genellikle 1.5x veya 2x hızında dinlediğim için  böyle bir özelliğin olması harika bi şey benim için.

Benim tavsiye edebileceğim kanallar şu şekilde:

Herkesin kendi zevklerine ve ihtiyaçlarına göre keşfedebileceği kanallar ve konuşmalar mutlaka var. Gerçekten bir an önce podcast dinlemeye başlamalısınız. Sizin de keşfettiğiniz kişiler ve kanallar oldukça aşağıda yorumlara yazarak benimle paylaşırsanız ben de gerçekten çok mutlu olurum.

Bu yazıda bahsettiğim iki şey dışında yolculuğum esnasında tabi ki müzik de dinliyorum. O anki durumuma göre bana  en iyi gelecek aktiviteyi yapmaya karar veriyorum. Hatta bazı yolculuklarım o kadar uzun sürüyor ki hepsinden bir süre yapma fırsatım oluyor. Hepimizin vaktimizi en iyi şekilde değerlendirip mümkün olduğunca çok kendimize katkı sağlayacağımız aktivitelere yönelmemizi diliyorum.

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir