Benim Hikayem

İki insanın aynı noktaya bakıp farklı şeyler görmesi ne kadar güzel. İki insanın yüzde yüz aynı şekilde düşünmemesi, aynı olayları farklı şekillerde değerlendirmesi ve hayatı farklı yorumlaması bu hayattaki en mucizevi olay. Ve biliyorum ki bu dünyadaki her bir insanın hayata bakış açısı birbirinden farklı, farklı yorumluyoruz bize gelen bizden giden hikayeleri. Tepkilerimiz, bunların bizlerde oluşturduğu etkiler ve tekrar bunlara karşı oluşturulan tepkilerimiz tamamen farklı. Bu farklılıklar da bizim kişiliğimizi ve yaptığımız tercihleri oluşturarak bizi aslında daha da farklı birer insan haline getiriyor zaman ilerledikçe.

Bu herkesin kabul ettiği ve bildiği bir durum. Psikologlar, uzmanlar, insanı iyi anladığını düşünen kim varsa özellikle bu konuda binlerce sözler söylemişler, söylemeye de devam ediyorlar. Peki uzmanlar bunu neye dayanarak söylüyor; ÇÜNKÜ BİLİYORLAR Kİ HERKESİN HİKAYESİ FARKLI. Biliyorlar ki her insan bu hayatı farklı yaşamış ve bu farklı yaşanmışlık onun hayata bakış açısını oluşturmuş, onu faklı kılmış. Kişinin ailesinin, dininin, dilinin, ırkının, kişisel tercihlerinin bambaşka olması, onun dünyaya diğer bir insandan DAHA FARKLI bakmasına yol açmış.

Farklı olmak ‘ideal evrende’ saygı ile gelmesi gereken bir durum. Yine insanı iyi anladığını düşünen o uzmanlar söylüyorlar. İnsanlar sosyal canlılar. İnsanlar birbirinden farklılar. İnsanların birlikte yaşamaları, ki binlerce yıldır bunu bir şekilde başarıyoruz, birbirlerine saygı duymalarına bağlı. Bir düzen oturtmuşuz. Bu düzeni insanlarla aramızdaki farklılıklarımızı kabullenip saygı ile sürdürebileceğiz. Hatırlatmalıyım ki hala ‘ideal evren’ düzeninden bahsediyorum.

Bazı konularda aynı şekilde düşünen insanlar var muhakkak. Aynı şeylerden hoşlanan. Böylece sosyal gruplar kuruluyor. Ancak bir insanla yüzde yüz aynı olmadığınızı siz de biliyorsunuz. Yani biliyor musunuz sahiden? Biriyle tamamen aynı olabileceğinizi düşünüyor musunuz? Ya da gerçekten aynı olabilen, aynı düşünen, aynı yorumlayan, kısacası hikayesi aynı olan insanlar var mıdır?

İşte benim hikayem burada devreye giriyor.

Önceden de söylemiştim. Benim bir ikiz kardeşim var. Tek yumurta. Benimle tamamen aynı hikayeye sahip. Nasıl mı?

Aynı ilkokul, orta okul ve lisede okuduk, aynı sınıflarda ve aynı sıralarda. Sonra aynı üniversiteyi kazandık. Aynı bölümü bitirdik. Aynı bölümden ÇAP yaptık. Sonra lisansta aynı ülkede, aynı üniversitede, aynı grupta Erasmus stajımızı yaptık. Döndük, aynı bölümden yüksek lisansa başladık. Sonra yüksek lisansta tekrar Erasmus stajına gittik. İngiltere’ye. Evet aynı yerde ikinci Erasmus stajımızı yaptık. Aynı dilleri öğrendik. Aynı kursa gittik, aynı sertifikaları aldık. Tamamen AYNI HİKAYE. Yani teorik olarak.

Biraz da sayılar konuşsun. 

Üniversiteye giriş sınavında sonuçlarımız birbirine o kadar yakındı ki aynı üniversite ve bölümü kazandık. Lisans ortalamalarımız arasında 0.03 puan fark vardı. Yüksek lisans ortalamalarımız ise aynı idi (ki ben buna hala şok :D). Üniversitenin yaptığı Erasmus dil sınavından aynı notu almıştık. ALES puanlarımız arasında sadece 4 puan fark vardı. TOEFL sonuçlarımız arasında ise yalnızca 3 puan fark vardı.

Biz teorik olarak aynı hayatı yaşadık. Dünyayı aynı yerden gördük, aynı aile tarafından yetiştirildik, aynı akademik eğitimi aldık, aynı ülkeleri ve şehirleri gezdik. Aynı mesleğe sahibiz. Hatta bazı yeteneklerimiz bile aynı. Mesela ikimizinde resim yapma yeteneği var. Hatta aynı hobilerimiz var. Bu kadarı da fazla bence.

Daha birçok sıralayamacağım onlarca ‘AYNI‘lıklarla dolu hayatımız kısacası.

Uzun lafın kısası;

Tüm hayat hikayemin aynısına sahip bir insan daha var bu dünyada. Teorik olarak her şey aynı. ANCAK BİZ BİLE TAMAMIYLA AYNI GÖRMÜYORUZ BU DÜNYAYI. Hayatı bu kadar aynı yaşayan bizim bile dünyaya bakış açımız farklıysa hiç kimse yüzde yüz aynı göremez bu dünyayı, insanları. VE BU İNANILMAZ GÜZEL BİR ŞEY. İtiraf etmeliyim ki bu durum bana bambaşka bir bakış açısı kazandırdı.

Çünkü benim hikayem bana, bu dünyadaki hiçbir insanın aynı olamayacağını gösterdi.

Hiç birimiz aynı değiliz. Aynı aileden gelmiyoruz. Dilimiz, dinimiz, politik düşüncelerimiz, kişisel tercihlerimiz farklı. Bir insanı insan yapan ise sahip oldukları, nereden geldiği, nereye gittiği değil.

İnsanı insan yapan, bu farklılıklara duyduğu saygıdır. Saygılı olduğunuz kadar değerlisiniz. İnsanları sevmek zorunda değilsiniz ancak onlara saygı duyduğunuz ölçüde değerli olduğunuzu bilmelisiniz.  İnsanın değerini inandığı din, desteklediği parti ya da sahip olduğu aile değil, o kişinin insani özellikleri belirler. Saygı duymak da bu özelliklerin başında geliyor.  

Tüm bu yazıyı saygı duymanın ne kadar önemli olduğunu farklı bir açıdan idrak etmiş olmamdan ve bu idrakın bana bu konuda bambaşka bir boyut kazandırmasından ötürü yazmak ve diğer insanlarla paylaşmak istedim. Farklısınız. Farklıyız. Bu inanılmaz güzel bir şey. Tabi insanların bu duruma saygı duyduğu ölçüde güzel.

benim hikayem

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir