21. Yüzyıl Pandemisinin 1. Yıl Değerlendirmesi

Dünya Sağlık Örgütü’nün (WHO) Koronavirüs (COVID-19) salgınını pandemi olarak ilan etmesinin üzerinden tam 1 yıl geçti bugün. Bu 1 yıl içerisinde WHO tarafından toplam 117,132,788 kesin COVID-19 vakası ve toplam 2,600,839 ölüm bildirildi. 11 Mart 2020 ile başlayan bu pandeminin hala hayatımızda var olduğunu ve daha ne kadar hayatımızda bu şekilde var olacağını bilemiyoruz. 11 Mart 2021 itibariyle, yakın zamanda bu salgından kurtulma ümidimiz, daha kaç yıl bu şekilde yaşayacağımız üzerine yapılan tahminlerin getirmiş olduğu karamsarlıktan daha büyük değil ne yazık ki. Bu virüs ile birlikte tüm dünya ‘yeni normalini’ yaşamaya başladı. Pandemi ile gelen ‘yeni normal’ önceki hiçbir normale de benzemiyordu üstelik. Eğitim sistemi, günlük yaşam, seyahat etme ve sağlık sistemi bambaşka bir boyuta taşındı tüm dünyada.

Türkiye’de de diğer tüm ülkelerde olduğu gibi bir ‘evde kal’ dönemi başladı. Artık sokakta, toplu taşımalarda, kısacası her alanda alışık olmadığımız bir şekilde tüm insanlar maskeli dolaşmaya başladı pandemi nedeniyle. Hayatımıza dezenfektanlar girdi yoğun bir şekilde. Kolonya ve maskeler fahiş fiyatlara satılmaya başlandı ik zamanlarda. Yine salgını fırsat bilen bazı satıcıların makarnaya kadar birçok şeyi yüzde yüzün üzerinde zamlarla satıp o zor zamanlarda insanları kazıklamaya çalıştığına şahit olduk ülkece. Neyse ki bu gidişe dur diyecek bir sistemin içindeymişiz. Kısa zamanda bu tür satıcılara ceza uygulaması başlatıldı ve bu uygulama gerçekten çok değerli bir uygulamaydı herkes için. Dışarıdan eve getirilen her şeyin yıkanması, dezenfektan ile temizlenmesini abartarak bir ara ülkecek psikopata bağladığımız zamanlar da oldu.

Pandemi ile eğitime ara verildi.

Üniversitelere 3 haftalık bir tatil ile 16 Mart 2020’de başlayan aranın da aradan 1 yıl geçmesine rağmen hala devam ettiğini görüyoruz. 2020’nin çoğunu pandemi nedeniyle, öğrencilerin de okullarına fiziki olarak gidip gelmesine ara vermesiyle dışarıda çalışmak zorunda olmayan insanlar haricinde birçok kişinin evde kalarak geçirdiğine şahit olduk. Dışarı çıkma kısıtlamalarıyla birçok meydanın bomboş görüntüleri paylaşıldı. Hatta insanların elini eteğini çekmesiyle yunuslar bile geldi İstanbul kıyılarına.

Bunların yanında, en büyük yük sağlık çalışanlarının omzundaydı tüm dünyada olduğu gibi. Hakları ödenmez, verdikleri mücadele ve emek çok büyük. Bu salgının en zor kısmını onlar yaşadılar yakından görerek hastaların ne durumda mücadele ettiklerini. Yine en çok ailesinden uzak kalanlar da sağlık çalışanlarıydı. Zorun da zoruydu yaşadıkları gerçekten. Bu süreçte Sağlık Bakanlığının günlük hayatlarımıza düzenli bir şekilde girmesiyle takip ettiğimiz gündemler en çok da Sağlık Bakanlığı tarafından paylaşılan rakamlar ve Türkiye’nin covid durumları oldu. Sayın Bakan Koca en sık gördüğümüz kişilerden biri oldu gündemde. Bu süreçte bu derece halkla, yakından olan biteni paylaşmaları çok değerliydi gerçekten. Bu derece ilgilenmeleri ve süreci takipleri, bu zor günleri atlatma ümidi aşıladı bizlere.

Tabi ki sağlık boyutu dışında bu salgının çok büyük sosyal boyutları da vardı. Evde kal dendi, bu pandemi herkesi eşit etkiliyor dendi ama unuttukları ya da görmedikleri gerçekler vardı. Bir yandan bazı insanların, karantinaya koskoca evlerde girerken diğer yandan 5-6 kişinin karantinayı iki oda bir salon evde geçirmek durumunda kalması üzerine konuşulsa da tabi ki bir şey yapılamadı. Bağışıklık sisteminin güçlü tutulması gereken bir süreçte iyi beslenme, sağlıklı yaşama üzerine çok konuşuldu ama yine durumu iyi olmayan insanların, çiçek yağına yapılan yüzde yüz zamı tartışırken diğer insanların avokadolu kahvaltılarının eksik olmadığını görerek yine fırsatların böylesine farklı olması konusunda bir şeyler yapılamadığını gördük.

Pandemi beni nasıl etkiledi? Biraz da kendimden bahsedeceğim.

Benim için zor bir yıldı. Salgının hayatıma yansıması çok sıkıntılı oldu. Bana kendimi bir distopya romanı içerisinde yaşıyormuşum gibi hissettiren bir yıldı, özellikle 2020. Ümit etmek isteyip iyice karamsarlığa gömülmek ancak yine de nefes almak için uğraşmak ile geçen bir yıl. Pandemi yılı. 10 Şubat 2020’de doktoraya başlayıp çalışmamın üçüncü haftasında pandemi ilan edilmesi sebebiyle ne zaman biteceği belli olmayan bir karantinaya girdim. 11 Marttan itibaren evden çalışmaya başladım. Hem çok korktum hem de birlikte yaşadığım insanların hayatlarını tehlikeye atmamak için soğukkanlı bir şekilde dikkatli olmaya çalıştım. Dikkatli oldum olmasına, temizlik ve mesafe kurallarına çok iyi uydum fakat pek soğukkanlı olamadım.

Ayrıca kendi websitemde koronavirüs ile ilgili faydalı olabileceğini düşündüğüm içerikler paylaşmaya başladım bu süreçte. Nisan ayından itibaren artık Koronavirüs istatistiklerine bakamaz oldum. Ki başlarda korkulu gözlerle muhakkak bakıyordum günde bir kaç defa. Sonraları o haritalar psikolojik çöküntü sınırlarımı zorladı. Neyse ki evde çok yoğun bir şekilde çalışmam gerekiyordu, ki böylece kendi iş ve doktora dersleri gündemlerimle kendimi mental olarak uzak tutabildim salgın gündeminden.  

Koronavirüs salgını ile başladığım doktoramın ilk dönemini böyle bitirmiş oldum. Yaz da böyle geçti. Pandemi döneminde başladığım doktoramı yine pandemi ile bitireceğim endişesi oluşmaya başladı bende. Eylül ile birlikte ikinci dönem yoğunlukları beni yine pandemi gündeminden uzaklaştırma konusunda etkili oldu. İyi ki de meşgul olabileceğim bir işim vardı, yoksa mental olarak çok sağlıklı kalamazdım herhalde. Kasım ayına kadar her şey bu şekilde giderken danışman hocamın Covid pozitif çıktığını öğrendik. Nasıl üzüldüm anlatamam. Sonra ben, ikiz kardeşim daha sonra da erkek kardeşim ve annem de korona oldu. Zorlu bir ay geçirdik. Benim ve diğer kardeşlerimin çok ağır geçmedi. Grip semptomları ve ekstra yorgunluk ile birlikte 2 hafta kadar koku alamama ile atlattık. Ama anneminki çok ağırdı. Çok korktum. Çok telaşlandım. Çok şükür iyileşti. Hepimizde koku kaybı görüldü. Çok tuhaf bir şeymiş gerçekten.

Hayat devam etti sonra.

Bu süreçte derslerimize online devam ettik. Yeni yıla ümitle girmek istedim fakat ne zaman biteceği belli olmayan salgının belirsizlikleriyle girdim. Daha iyiyim çok şükür. Bu süreçte güzel şeyler, beni ümitlendiren şeyler de oldu. Korona atlattıktan sonra tekrar hastalanmaktan daha az korkmaya başladığımı farkettim. Bu salgınla alakalı günlük hayattaki stresim daha çok azaldı. Zaten normal zamanlarda da temizlik ve hijyen durumlarına çok dikkat eden biriydim, hala da devam ediyorum. Ama artık maske takmaktan çok ama çok sıkıldığımı hissediyorum. Evde durmayı seven biri olan ben bile artık sürekli evde olmaktan da sıkıldım. 

Pandeminin ilan edilmesinden 1 yıl sonra kontrollü normalleşmeye başladık ülkece. Ben hala biraz erken olduğunu düşünüyorum fakat yine de neyin daha doğru olduğunu kestirmek hala çok zor. Kendime odaklanarak devam edeceğim bir dönem olacak benim için artık. Kontrol edemediğim şeylere takılıp kalmayacağım. Ümit ediyorum ki en kısa sürede tüm dünya bu virüsten kurtulur.

pandemi-hakkında-bir-kaç-değerlendirme

Bir yorum ekleyin

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir